Yalnızım diye söylenirdim ya hep
Üstelik yanımdayken sen
Gitmemişken henüz
Nasıl katlandın bana bilmem o kadar yıl
Ben bakamazken aynalara
Çoğu zaman konuşmadım
Çoğu zaman dinlemedim
Bakmadım da çevreme öyle alıcı gözle
İnsanları pek sevmem bilirsin
Seni sevdim
Öyle çok, öyle az, öyle değişik sevdim
Kara veba gibi
Suç gibi, ceza gibi
Kılına zarar gelse içim yanar
Öyle baba gibi sevdim

Şimdi sen gittin
Silüetin kaldı her yerde
Duvarlarımda, o çok sevdiğin aynada, yerde
Mahallede, semtte, İstanbul' da
Parmaklarımda, kulaklarımda, avcumda çizgilerde
Yemek yerken
Yürürken
Gülerken
En çok da ağlarken
Kızıl tonlarında bir resim gibi ıslaklığı yüzümde gerçek
Öyle salya, sümük
Öyle güzel
Sesler kaybolmuyormuş duvarları dinliyorum hep
Kapıları da hiç açmıyorum artık
Uçup gitmesin son nefesin
Kaçıp gitmesin silüetin
Sen bitme diye bu evde
Küçük renkli kağıtlarda kokun kalmış biraz
Ve bir de miyadı dolmuş sevgi cümleleri
En çok pembe olanları sevdim
Ağlamaklı gözlerin gibi
Hiç dokunuş bırakmamışsın yalnız
Gitmeden narin bir dokunuş bıraksaydın keşke yanaklarıma
Sert bir tokat da olurdu
Dokunuş dokunuştur
Öyle susarsın ki bazen çamurlu falan demezsin içersin her suyu
İşte öyle bir dokunsaydın
Sonsuz açlığıma katık ederdim belki
Artık imkan kalmadı biliyorum
Aynı beş yıl öncesi gibi
Bunlar yine hayal oldu ya
Sen gittin şimdi
Sen haklısın yine
Ve ben bir zaman sevilmenin onuru içinde
Hüsnü hengamesinde kaybolup hayatın
Sen giderken gittiğin ufka bile bakamadım

Yalnızım şimdi gerçekten
Sen gittin ya
Uyumak istiyorum
Biraz kandırmak kendimi
Hayalimdeki eşsiz fizikselliği hissetmek
Sarılmak sevgiliye, öpmek…
Aslında hiç gerçekleşmeyecek bir anı defalarca kez yaşamak
Yeniden
Hiç bıkmadan
Sonsuza dek…

24.04.2013